December 28, 2011
uzaktan yürüttüğümüz, zorladığımız şey ilişki olmaktan çok uzaklaştı. özleme duyarsızlaşmaktayız. ayrı hayatlarda kendimize yer bulmaktayız. yaşantıların farklılığında biz olmak ne kadar doğal?

uzaktan yürüttüğümüz, zorladığımız şey ilişki olmaktan çok uzaklaştı. özleme duyarsızlaşmaktayız. ayrı hayatlarda kendimize yer bulmaktayız. yaşantıların farklılığında biz olmak ne kadar doğal?

October 19, 2011

‎”dedikodu dediğin, konuşarak haklı çıkma. bedenin, nesnenin, fiziğin yapamadığını sözle oluşturma. kötü edebiyat yani. fenalıkta işbirliği yaparak rahatlama. kıtın intikamı. en çok dedikodu yapanlar, hakkında çok fazla konuşulmayan tatminsiz tayfa, “ham ervah”. spekülasyon dediğin, siyasal dedikodu.”

September 3, 2011
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Ay ışığında oturuyorduk 
Bileğinden öptüm seni 
Sonra ayakta öptüm 
Dudağından öptüm seni 

September 3, 2011
ayarı kaçık

içim dolup taşarken onları sızdıracak bir çatlak arıyorum. öyle ki boşaltmak için ters çevirmek yeterli olduğu halde bunu beceremeyerek çatlaktan ağır ağır sızmasını istiyorum. ama o kadar kalın ki duvarlar, çatlatmak mümkün değil. ağzıma geleni söylemek isterken kelimeleri cımbızla seçmem bundandır. 

August 19, 2011
“sütlaca tarçın yaraşır bana sen yarim”

“sütlaca tarçın yaraşır bana sen yarim”

August 13, 2011

(via sizofrenperi)

5:17pm  |   URL: http://tmblr.co/ZHE9Jy8HCyFl
  
Filed under: cemal süreya şiir 
August 12, 2011
[Flash 9 is required to listen to audio.]

hangi kan affeder bayım,kalbinizdeki kini?
hangi gök temize çeker,ellerinizdeki kiri?

bir tutam ya da bir kaç tomar
ah yalan bu ne fark eder.
kahrınızın küllediği şer,
hangimizi yakar?
hangimiz öteki?

August 12, 2011
“hayat”mış

Hayat! Üçü sessiz ikisi sesli toplam beş harften oluşan, yeni eğreti adıyla sözcük eski köklü adıyla kelime. Herkesi kapsayan, hiç kimsenin tarif edemediği tedbir alamadığı kocaman bir kavramlar yığıntısı. “Nasıl gidiyor hayat? Nasıl gitsin abi; uğraşıyoruz.” gibi gereksiz geyiklere konu olan yegane malzeme. 

Herkesin bu “hayat”la bir derdi var arkadaş. Beş harfli soyut bir kelime, insanlara hem lakırdı malzemesi hem birçok dert sunuyor. Kimimiz bu dertlerle başa çıkabiliyor, kimimiz dertler içinde boğuluyor. Ama değişmeyen tek bir şey var: Herkes kendi derdinde. Benim derdim seni bağlamayacağı gibi seninki de beni bağlamaz. Ben en fazla üzülürüm dakikalar sonra da unuturum. Senin derdin senindir. Artık ne halin varsa gör. Güçlü olup derdine çare bul ya da derdinin derinliklerinde kendine kuytu bir köşe bul. 

Şimdi benim bu “hayat”la bir yığın derdim var. Ama bunların hiçbiri seni bağlamaz. Benim işsizliğim senin zerre kadar umurunda olmaz. Benim yar hasreti çekiyor olmam sana vız gelir. Benim koca şehre hapsolmuşluğum, yalnızca benim çözüm bulmam gereken bir sorundur. Benim benliğimi yitirmemin ne kimseye faydası ne de zararı olur. Çünkü bütün bunların sonuçları sadece beni etkiler. 

Ben kim miyim? Hepinizden biri.

April 27, 2011
şimdi özgür olsak. gidebildiğimiz kadar gitsek. geldiği gibi yaşasak. tek isteğim bu; bunun da çabukluğu. acelem var hayat beklemez.

şimdi özgür olsak. gidebildiğimiz kadar gitsek. geldiği gibi yaşasak. tek isteğim bu; bunun da çabukluğu. acelem var hayat beklemez.

April 20, 2011
bir yaş daha alırken…

Ben bu yazıyı yazarken, yılın kutsal gününe girmemize sadece dakikalar var. Eğer biterse, kutsal gün öncesinde yayınlamış olacağım. 

Bir nisan günü doğmasaydım yine nisanda doğmayı tercih ederdim. Bahar iyidir, güzeldir, hoştur. Bu bahar pek bahara benzemiyor, o ayrı. Yağmurlarla çürümekten korkar oldum son günlerde. 

Bu sene doğum günüm biraz farklı olacak. İlk defa bu sene ben doğum günümde yalnız olacağım. Nasıl olduğunu bilmem; öğrenmek bugüne kısmetmiş. Yaş aldıkça, yaşlandıkça, eskisi gibi tat vermediğini de söylemeliyim. Ama doğum gününün, kutlamak dışında kalan bir diğer özelliği hatırlanmaksa, ki bu kesinlikle daha önemli, iyi dostlar biriktirdiğim konusunda tevazu gösteremeyeceğim. Beni çok mutlu eden, hep olmalarını istediğim çok güzel dostlarım var benim. 

Bir de sevdiceğim… Onu en sona bıraktım ki Leyla Leyla yazarken diğerlerini unutmayayım. Onun tabiriyle içimi kıpçık kıpçık ettiren, varlığına şükrettiğim, çok sevdiğim, ama çok sevdiğim, canımın ta içi sevgilim… O bu sene doğum günümde yanımda olamayacak:(( Ama tam da ertesi günü 3 aylık özlemimi dindirecek. O kadar heyecanlıyım ki, kelimelerle ifade edemem. Neredeyse doğum günüm bir an önce geçsin bitsin diye dua edeceğim:)) 

Sözün özü, iyi ki doğdum. Bunun için gerçekten mutluyum:) Hayat güzel şekerim;)

Read More

Liked posts on Tumblr: More liked posts »